MİLLİ TEKBİR - RAUF YEKTA

Milli tekbir hakkında

Osmânlıların milli mefâhîr-i arasında pek şanlı bir

mevki ihrâz iden (Çanak kala) müdâfaasını hâfızalara

nakş itmek ümidiyle mehterin (yeni mecmua) tarafından her sene

(0-18 Martda çıkarılacağını memnûniyettle haber aldığım

fevkâlade  hatıra-nameye derc olunmak üzere âhîren

bestelediğim (milli tekbîr) ünvânlı aheng-i leheng notasını

takdîm idiyorum.

                (Milli tekbîr)in güftesi Edib-i âzam Abdülhak

Hamid Bey Efendi’nindir. Müşârün-ileyh bu hâriku’l-âde

eserlerini, vatan-ı mukaddesin itilâ-yı şânı uğrunda

hain düşmanlarımızla siperlerde çârpışan hamâset-i perverân

ümmetin din vatan duygularını musavver olarak yazdıkları

cihetle bestenin de mevzûuyla mütenâsib olmasına elden geldiği

kadar gayret itdim.

                Rıkkat-i kalbe mâlik bazı zevât-ı kirâmın bunu dinlerken

gözleri yaşardı; bazıları da (Allahü-ekber)

nâmelerinin tekerrürü cevâmi-i şerifede esnâ-yı salâtda

tertîl olunan tekbirleri hatırlatdığı içün bi’l-hassa

o parçalarını müessir buldular. Nâçîz  eserim filhakîka

bu meziyetleri hâvî ise dâhi-i âzmin  bedâyı-i fikriyesine

vâsıta-i nağamâlatla peyru olabilmişim dimektir ki bu, âcizce

cidden ve ebeddiyyen bais-i mübâhât bir mazhariyyetdir.

                (Milli tekbîr)in bestelendiği ikâ-i mûsikî

(Rythme), mûsikî-şinâs-ânımıza ve halen yabancı

gelecekdir;  binâenaleyh bu yeni ikâ’ hakkında bir az

izahat virmeğe lüzum görüyorum. Müstefilât

veznindeki şiirlerin mûsikîye tatbîkinde bestekârlık

nokta-i nazarından gözetilecek bazı dekâyık mevcûddur ki

bunlar ihmâl idilecek olur ise güfte ile beste

arasında muhâfaza-ı irtibât kabil olamaz. ( Milli Tekbir)

bestesinde işte bu mahzûra mahal kalmamak üzere bir çâre

düşünürken ozan hâzıra-i mûsikîyemizden hiç

birine benzemeyen bir vech-i âtî  beş zarili bir ika

tertibi vârid-i hâtır oldu:

düm      tek         düm      tek

1             2             1             1

                Tecrübe itdim; bu ika ile eserin harekât ve sükünetce

hiçbir intizâmsızlığa  uğrâmadan selâmetle terennüm  ola-

bildiği tebeyyün itdi. maa-mâ-fîh bu yeni ikaa bir de

yeni bir isim bulmak lâzın geliyor idi. Ahvâl-i hazıra-ı

harbiye  münasebetiyle buna teberruken (zafer) nâmenin virilmesini

sevgili oğlum “CelaleddinEmced” ihtâr itdi.

Çocuğun bu ihtârını fâl-ı hayır ad ile kabûl itdim. Bu

vesile ile mûsikîmizde yeni bir ika kazanmış oldu.

                (Milli tekbîr) efrâd-ı asâkir-i şahane tarafından hem

hâl tevkif ve istirâhatde, hem de esna-yı müşeyyedde  okuna-

bilir. Gerçi (Zafer ikaı) diğer marşlar gibi

2/4 usûlünde değil isede iki bâtutasının mecmûi

10/4 usûlünde ve bu da beheri 2/4 kıymetinde “beş”

bâtutaya kâbil-i taksîm bulunmasına binâen esnâ-yı müşeyyedde dahî

pek-âlâ okunabildiği bittecrübe sabit olmuştur.

Zâten beste ile güftenin tevâfukuundaki sır muvaffakiyet bu

noktada mündemicdir; maksad, bir tarafdan (müstefilât)

vezninin vakur âhengini bozmamak, diğer tarafdan

milli askerî esnâsında okunabilecek bir beste vücûda

getirmekden  ibâret idi ki (zafer) ikaının reftâr-ı

husûsîsi sâyesinde  yekdiğerleriyle gayr-i kâbil-i telif

gibi görünen bu iki gâyenin bî’s-suhûle telifi mümkün olmuşdur.

 

                                                                              Rauf Yekta

Kaynak : Yeni Mecmua (Özel Ek)