HEPTEN UNUTTUKLARIMIZ

"HEPTEN UNUTTUKLARIMIZ - BİNBAŞI KÖR HALİS"

Serdar Günbilen - Birgün Gazetesi

İki şeyi yapamaz olduk,kıyısından köşesinden bir güncel referans yoksa, anlatılamıyorlar. İkinci,çok daha önemlisi görüntüleri yoksa, fotoğraf yada film,zaten yoklar.

Kimler: Nusret Hızır, Firuzan Kınal, Altan Adalı, Şedi Çalık,Cahit Arf...

Bu kültürün,bu dilin hepten unuttukları,unutmak istedikleri. Özerk olmuş olanları. Bir değer üretmiş olanları. Tanrılar Pantheonunda sürekli kontenjanı olan bir başka gök yok oysa. Ama anlaşılan,oraya da dahil olabilmenin bir sürü prosedürü var.Kimsin,kimlerdensin? Cemaatteki bağlantınızı öğrenelim! Muhtemelen bunlar konuşuluyor yukarıda. Muhtemelen aynı dil. Muhtemelen düşüncelerinden çok,bedeni varlıkları. Halis Bey'e de sorulmuş mudur? Resmi Söylem belki biraz farklı bulmuş olabilir. Bilmiyorum. Sol söylem, fazla resmi. Sağ söylem ise bu aralar böyle bir yaşamı çok ciddiye almıyor olabilir.

Binbaşı Halis Ataksor'un 'Çanakkale Raporu'nda pek öyle evliyalardan, topraktan çıkıp yol gösteren mahlukatlardan falan söz edilmiyor çünkü, Halis Bey, Çanakkale 27.alay komutanı. Haritada bu alayın yerine, topoğrafik konumuna bakarsanız,bir şeyler anlatmanın pek de kolay olmadığını hemen algılarsınız.

Çanakkale yi anlatmak zaten nasıl kolay olabilir ki? Bir bacağında Balkan cephesinde bir anı.  Lakabının 'Kör' olmasının nedeni de aynı. Bir gözünden şarapnel. Orda da, bir muharebe sırasında bu kez omuzundan vuruluyor. Emireri çok sonra fark edebiliyor, yüzünün sararmasından. Cephede, ayakta, usulca verdiği yanıt bir emir "asker duymasın!" Ulusal savaşta Mardin'de müfettiş. Ama aynı zamanda Gökalp'in Küçük Mecmuasına Ulu Camii Kitabeleri üzerinde seri incelemeler, tarih makaleleri. Cumhuriyet in ilanından sonra, Fransa'dan gelmiş belediye başkanı, Uşak Belediye binasında yanındakilere soruyor: 'burada yol yapımından, inşa işlerinden anlayan kimse var mı?' 'Kör Halis var' diye yanıtlıyorlar. 'şu anda kanalizasyon kazıyor' Çağırtıyor başkan. 'Saygılı ama dik' notunu düşmüş anılarına. Belediye Binasının önüne  kaldırım yaptırmak istediğini söylüyor. Sonrası onun bakışından birden hiddetle ayağa fırladı: '...memleketin bütün sokakları biter, asfaltlanır, ondan sonra' Sakinleştiriyorlar. Bir sohbet yavaş-yavaş açılıyor. Başkan Kör Halis'in çok iyi Fransızca bildiğini böyle fark ediyor. Başka dillerde var. Kitap getirtemem, iş başkan, 'sizde varsa' diyor. Ertesi gün masasında Fransızca bir kitap: La Commune de Paris, Paris Komünü. Gece geç saatlere kadar açık da, yol ve kanalizasyon inşaatlarında çalışıyor. Bundan olmalı, böbrekler ve zatürree. Askeriye müdahale ediyor, İstanbul'a getirtiliyor. Biraz toparlanıyor. Yine Uşak, yine kanalizasyon, yine yollar, parklar. Bir kez daha düşüyor. Tedavi için yeterince parası yok. Bu kez İzmir Valisi alıp götürüyor. Belli ki elden gelen yapılıyor. Yine dönüyor. Çok geçmeden, bu kez 8.Ağustos 1933 de son kez düşüyor.

Milli Eğitim Bakanlığının gönderdiği mektup o tarihten sonra.Yarım kalan Heredot çevirisinin devamı soruluyor. Birde tarih notu, Cumhuriyetin ilk asfaltı Uşak'a dökülüyor.

Görüntüsü için Google'a boşuna bakmayın.Orda yok.Burada anekdotlar kullandığım Çanakkale Raporu'nun Arma Yayınları on yıl kadar önce basmıştı. Şimdi o kitapta yok. Defter notlarımdan yazdım. Yukarıdaki Çanakkale fotoğrafına gelince, anlattıklarımla pek ilgisi yok.