TARİHİ NE ZAMAN İBARETTİR?

    TARİH NE ZAMAN İBRETTİR? ÇANKAYA TEŞHİSLERİ ve HALİS ATAKSOY-CEMAL KUTAY

           YENİ DÜŞÜNCE GAZETESi - 25 Mayıs 1990

Mehmet Akif'in hayran olduğu "ASIMIN NESLİ" nin bir asker şahsiyetinden, piyade Binbaşısı rahmetli HALİS ATAKSOY'DAN;

o neslin, kahramanlığı kültürle nasıl kucaklaştırdığının örnek eseri "DİYARBAKIR TARİHİNDE KOMUK ELİ"

dolayısıyla söz etmek, ve aziz ruhunu taziz etmek vecibesini bir nebzecik ifa için bu sohbetimin mevzuu yapıyorum.

Halis Bey (KÖR HALİS) 1876'da doğdu. Harp okulunu bitirdi. Trablusgarp (Libya), Balkan, 1. Dünya Savaşında cephelerde vazife aldı.

Yaralandı. Milli Mücadelede Fransız Cephesinde (Diyarbakır-Mardin-Urfa-Siverek) Menzil Mıntıka Müfettişi idi.

Diyarbakır'da bulunduğu yıllarda daha önce tanıştığı Türk milliyetçiliğinin fikir babası Ziya Gökalp'in çıkardığı "Küçük Mecmua"

seri yazıları çıktı: Diyarbakır Tarihinde Komuk (Koummoukh) Eli ve Diyarbakır abideleri başlıkları altında...

"Sadece binyetmişbir'de Malazgirt'te damgamızı vurmadık.

Ondan BİNLERCE YIL önce biz, biz yine bu topraktaydık. "

İnancının reddi imkansız kanıtlarını vererek... Bölücülerin kendilerine baş şehir seçtiklerin Diyarbakır'ın nasıl kökten

ve hepten reddi imkansız tarih hükmü ile TÜRK olduğunu öğrenmek isteyenler Halis Ataksoy'un

DİYARBAKİR TARİHİNDE KOMUK ELİ'ni lütfen okusunlar. Kendisine "fahri hemşehrilik" veren Diyar-ı Bekir'lelilere

Gazi Mustafa Kemal teşekkür ederken şu tarih açıklamasını yapıyordu:

"Ben, Türkeli'nin kahraman bir bucağındanım. Yazık ki oraya "Bekir Diyarı" diyorlar. Fakat özünde TÜRK DİYARI idi.

BEKİR sonradan ona alem olmuş, fakat biz öz diyarımızın ne olduğunu biliriz. Bizim diyarımız OĞUZ TÜRK'ünün has konağıdır.

Bizde bu yüce konağın çocuklarıyız. Buraya konduğumuzdan beri ne olduğunu anlatmaya çalıştık ve

anlatıp diyoruz ki, Türkeli büyüktür ve yer yüzünde yalnız Türk büyüktür. "

(Diyarbekir gazetesi 26 Eylül 1932, sayı 566 / 66 )

Mustafa Kemal bu satırları yazarken, diyeceğim ki hiç şüphesiz ve kesin Halis Ataksoy'un, Ziya Gökalp'in Küçük Mecmuasındaki

"Diyarbakır Tarihinde Komuk Eli" süreli yazılarını okumuştu: çünkü en büyük mirası olan kitaplığındaki koleksiyonda

bu yazıların altları, daima kullandığı kurşun kalemle çizilmiş bölümler var... Nitekim Güney-Doğuya son seyahati olan

Eylül 1937 yolculuğunda "Diyar-ı Bekir"i DİYARBAKIR, Gölcüğü'de HAZAR yaptı, MAMÜRET-ÜL AZİZ'i de ELAZIĞ ...

Hepsinin yeni ama ASIL adlarında Türk Milliyetçiliği buram-buram kokar...Eğer ruha ebediyet sırrına ,

manevi mirasa inanıyorsanız, Halis Beyin son vatan hizmet'i Yunan'ın yakıp yıktığı UŞAK'ı barınılabilir hale

getirme cehdinin son düğüm halkası kabristanda mütevazı köşesinde, beşeri huzurun doruk noktasında: " - Selam Sana ATATÜRK.."

seslenişi olmuştur.

Elimizde, Mustafa Kemal'den sonra ÇANKAYA'ya yed-i emin olnaların istisnasız hepsinin, İnönü'nün, Bayar'ın, Gürsel'in,

Sunay'ın, Korutürk'ün, Evren'in hatta Özal'ın Güney-Doğu'nun Türk kökeni üzerinde sözleri, düşünceleri, teşhisleri var.

Bir araya toplarsanız ciltler tutar... Fakat hiçbirinde üzerine asker kılığı, elinde silahı, 1911'den barışa kadar

cephe-cephe ön saflarda çarpışma zaman inhisarına rağmen kafasında- yüreğinde milliyetçilik şuurunun feyyaz kaynağı bize

"Diyarbakır tarihinde Komuk Eli" hakikatini, reddi imkansız tarih tasdiki içinde verebilmiş Halis Beyin himmeti yok...

Olsa ve oranın kendi kaderine terkedilmiş, iç-dış yabancı tahriklere açık kapı halinde bırakılmış masum

nesillerine öz geçmişleri anlatılabilmiş olsaydı bugünkü facialar mümkün mü olurdu?

 

Belki nadir, ama silhaı elinde vatan savunması için cephe-cephe ön safta ter-kan dökerken Binbaşı Halis Beyin ardında

kalmış tarih himmeti, gerçek vatanseverliğin, hele hele o mübarek MİLLİYETÇİLİK ŞUURU'nun örnek nasibidir.

KÜÇÜK MECMUA 'daki yazılarını kitaplaştırma kadir bilirliği, oğlunun evlatlık borcu idi.

Ama beri tarafta olaylar kendilerini konuşmaya mecbur edince sadece edebiyat yapan karar-hüküm sahiplerinin vazifeleri yok mudur?

Hangisi böylesine bir vecibenin yerine getirilmiş olma rahatı içindeler?